Haberler Silah Teknoloji

Türkiye’nin Silah Kalesi Sarsılmaz İle Röportaj!

TURKİSH DEFENCE AGENCY – SARSILMAZ RÖPORTAJ

Editör: Silah endüstrisi çok kritik ve önemli bir sektör. Bilginin ilk elden alınmadığı durumlarda çok fazla bilgi kirliği oluşuyor ve ortada fazlasıyla yanlış bilgiler dolaşıyor. Sarsılmaz olarak bizlere ilk elden bilgi alma fırsatı sunduğunuz için teşekkür ederiz. Sarsılmaz Genel Müdür Yardımcısı Mahmut Nuri KIZILTAN’ı tanıyabilir miyiz?

Nuri KIZILTAN: Teşekkür ediyorum. Haklısınız, savunma sektörü çok kritik bir sektör ve ortada dolaşan bilgilerin çoğunlukla yanlış olduğunu görüyoruz. Ben Mahmut Nuri KIZILTAN. Bütün tahsilâtım Ankara’da geçti. ODTÜ metalürji mühendisliği mezunuyum. Uzun yıllar otomotiv sektöründe çalıştım ve son 12 yıldır da Sarsılmaz Silah’ta fabrika müdürlüğü ve genel müdür yardımcılığı görevindeyim.

Tarık KÜÇÜK: Sarsılmaz 1880 yılında Osmanlı Devleti zamanında kurulmuş, dünya çapında çok köklü firmaların başında geliyor. Sarsılmaz’ın varoluş mücadelesini, yüklendiği sorumluluğu ve geleceğe taşıyacağı değerleri sizden dinleyebilir miyiz?

Nuri KIZILTAN: Sarsılmaz’ın silaha elinin değmesi 1880 yılında Elazığ’da başlıyor. O dönemde Elazığ’da bulunan Harput Amerikan Koleji vasıtasıyla o bölgedeki gençler ABD’ye götürülerek eğitim alıyor ve Türkiye’ye geri dönüyorlar. 1880 yılında alınan bu eğitimler neticesinde çakmaklı tüfeklerinin tamirat ve onarımına başlanılmış. Bu sebepten lakapları da “çakmakçı” olarak anılmış. 1956 yılına gelindiğinde şirkete adını veren Sarsılmaz Bey İstanbul’a göç ediyor. Çünkü görüyor ki açılmak gerekiyor, bu sektör aksiyonlu… O tarihte Düzce bölgesinde 60-65 tane irili ufaklı atölye bulunuyor. Oralardan alım satım yapma ve yurt dışından parça getirme gibi işlerle uğraşıyorlar. 1970 yılında fabrikayı kurarak kendi ürünlerini üretmeye başlıyorlar. Bu süreç 1990’ların başına kadar devam ediyor. Daha sonra tabanca üretme fikri ile ortaya çıkıyor Sarsılmaz Bey. Bunlar kısa yollar değil uzun uğraşlar gerektiriyor, 8-10 yıl kadar bu konuda uğraşıyor. En sonunda iznini alıyor ve özel sektör olarak ilk yerli ürünlerle üretime başlıyor.

2000’li yıllar yoğun şekilde tabanca ihaleleri ile geçiyor, yine o tarihlerde kendi Ar-Ge’sini oluşturma hedefiyle yola devam ediyor. Kopya değil tamamıyla yerli ve tasarımı bize ait olan ürünler yapılacaktı, artık askeri tüfekler ve makineli tüfekler yapma zamanı gelmişti. Bu süreç, 2007 civarı başladı ve 2013 yılında “sadece yurt dışına satılabilir” şartıyla izin alınabildi. Bu süreç de oldukça uzun bir süreçti, fakat daha sonra Cumhurbaşkanımızın destekleriyle aksiyon başladı. Bu sektörde bürokrasi ağır işliyor tabi biraz da haklı olarak, özel sektör yaparsa “Üretilen ürünler başkalarının eline geçer mi?” kaygısı var. Tabi buna ilişkin çok önemli önlemler alınıyor ve devlet bunun yakından takibinde. 2013 yılında başlayan süreçten itibaren hızla bir üst klasmana çıkılıyor. Av tüfekleriyle beraber tabanca ve askeri silahlar boyutuna geçtik şimdi de PMT araç üstü makineli tüfekler projesi başladı. TUSAŞ ile birlikte TR Mekatronik isimli %50-%50 ortaklı firma kuruldu ve Atak helikopterinin burun topunun yapımına başlandı.

Tarık KÜÇÜK: Sarsılmaz’ın Düzce’deki kapalı tesisleri, Avrupa’nın en büyük silah üretim tesislerinden biri. Bu önemli bir faktör. Bize Sarsılmaz’ın silah üretim kapasitesinden, kabiliyetlerinden ve sayısal istatistiklerinden bahseder misiniz?

Nuri KIZILTAN: Şu anda Düzce’de 40 bin metre kare kapalı alan ve 60 bin metre kare de açık alandayız. Bu açık alanın yaklaşık 20 bin metrekaresi üzerine 200 metrelik kapalı poligon yapıyoruz. Bu Türkiye’de bir ilk. Burada PMT makineli tüfekler, 20 milimetrelik top atışları ve bunların testlerini yapacağız. Burası toz, çamur ve sıcaklık iklimlendirme şartlarını yapabilme kabiliyetine sahip bir tesis. Fabrikanın arkasında şu an yapımı devam ediyor, aynı zamanda fabrikamızın içinde 100 metrelik kapalı bir poligonumuz var.

Üretim kapasitesine gelecek olursak şu an aylık 25.000 civarı tabanca yapıyoruz ve full kapasite çalışıyoruz hatta maksimum kapasite yani %110 kapasiteyle çalışıyoruz ve sürekli yeni tezgâhlar ve eleman alımları devam ediyor. Bu pandemi sürecinde hiç ara vermeden devam ettik. Pandemi sırasında nasıl çalıştığımıza değinmekte de yarar var, aslında pandemi ile yaşamaya alışmalıyız. Dükkânlar kapatılarak ekonominin zor duruma düşmemesi gerekiyor. Bu tamamen kişilerin ve şirketlerin dikkatiyle aşılabilecek bir durum. Askeri silah konusuna gelecek olursak şu an aylık 8.000 civarında kapasitemiz gözükse de bu kapasiteyi çok kısa süre içerisinde 10.000’in üzerine çıkarmayı planlıyoruz. Yatırımlarımız hızla devam ediyor, en büyük hedefimiz; endüstri 4.0’a geçmek, şu an bu çaba içerisindeyiz. Yani karanlık fabrika değil ama hiç değilse “karanlık holler” yapma çabası içerisindeyiz. Buna başladık, adımlarımızı attık, devreye girdi. Şimdi yenileri için harekete geçiyoruz.

Tarık KÜÇÜK: Türkiye’de ve dünyada birçok savunma sanayi kuruluşu var. Son zaman diliminde Türkiye’de bu firmaların artış gösterdiğini görüyoruz. Ancak bazı firmalar normal üretim yapmanın üzerine, Ar-Ge (Araştırma-Geliştirme) faaliyetleri de yaparak katma değer yaratıyor. Bu da firmaların ne kadar kaliteli olduklarını, ne kadar derinlemesine çalışmalar yaptıklarını gösteriyor. Sarsılmaz da Ar-Ge faaliyetleri gerçekleştiren kaliteli firmalardan. Bizlere Ar-Ge faaliyetleriniz hakkında detaylı bilgi verebilir misiniz?

Nuri KIZILTAN: 2007 yılında başlayan süreçte Ar-Ge merkezini kurarak Ar-Ge faaliyetlerine başladık. 2015 yılında Ar-Ge merkezini tescil ettirerek hafif silah sektöründeki ilk Ar-Ge merkezi olduk. Şu anda Ar-Ge merkezimizde yaklaşık 62 adet mühendisimiz çalışıyor. Fabrikada 525 kişiyiz ama Ankara ve İstanbul satış ekipleriyle beraber bu sayı çok daha fazla. Sarsılmaz olarak bu sektörde hem ürünü hem mühimmatını yapıyoruz. Bunu hem arabayı hem benzinini yapmak gibi düşünebilirsiniz. Bütün testlerimizi de kendi mühimmatlarımızla gerçekleştiriyoruz. Bu mühimmatlar yurt içinde Emniyet Genel Müdürlüğüne de sürekli verilmekte.

Sadece Ar-Ge değil, iyileştirme yani Ür-Ge çalışmalarımız da devam ediyor. Sahadan gelen geri beslemelerle ya da yeni çıkan teknolojik ekipmanlarla daha iyi hale getirmeye çalışıyoruz, örneğin 60 küsur tabanca modelimiz var. Ana modeller 25-26 tane ama alt modellerle birlikle 60’ın üzerinde bu sayı, özellikle PMT makineli tüfek yapımında yani hem 7.62 piyade hem 12.7 milimetrelik araç üstü için yaptığımız silahların Ar-Ge’leri devam ediyor. SAR-9’un kompaktını çıkardık şimdi Subcompact modelini yapıyoruz. Sport modelini bitirdik, şimdi pazarlamasına ve satışına başlıyoruz. Bu kadar geniş üretim çeşitliliği bizi özellikle üretim aşamasında çok zorluyor ama bunlar ülkemizin ihtiyacı olan şeyler. Atatürk’ün söylediği gibi “Her silah fabrikası bir kaledir”. Yapılan mücadelelerde kendi ürünlerinizi kullanmak çok ön plana çıkıyor. Ülkemize karşı ambargolar ve boykotlar çok yaşanıyor, dolayısıyla bunların hepsini kendimiz yapmak zorundayız.

Tarık KÜÇÜK: Sarsılmaz’ın çok takdir edilmesi gereken bir durumu var, bu da TUSAŞ ile 2013 yılından beri havacılık alanında iş yapması. 2018 yılında da Sarsılmaz ve TUSAŞ ortaklığında TR Mekatronik firması kuruldu. Bunların dışında dünya devi bazı firmalarla da çalışıyorsunuz. Bu firmalar Sikorsky, AgustaWestland ve Boeing gibi havacılık sektörünün devleri. Sarsılmaz’ın bu firmalarla çalışma yapması şaşırtıcı bir olay. Bu firmalarla yaptığınız çalışmaları detaylı olarak anlatır mısınız?

Nuri KIZILTAN: TUSAŞ, Sikorsky ve Boeing gibi firmalardan bizim için önce onay alıyor sonra biz işi yapıyoruz. Yani TUSAŞ’a “bu firma yapabilir” diyor ve onaylıyor biz oraya iş yapıyoruz. Tabi bizim kendi işlerimiz çoğalınca havacılık işine biraz fren yapmak zorunda kaldık çünkü başka görevler verildi bize. O tarihlerde -şimdiki görevlerimiz yokken- biz havacılık konusunda çalışmalar yaptık. Havacılık bize çok şey kattı oradaki AS9100 kalite sistemi şirketimize çok katma değer, çok artı değer kattı. Bu anlamda çok müteşekkiriz ama şu an gelinen nokta itibariyle dediğim gibi frene bastık. Devletimiz tarafından bize verilen görevler başka ama dediğiniz gibi bu süreç içerisinde Skorsky, AgustaWestland ve Boeing gibi firmalara parça ürettik. Ek olarak TUSAŞ’ın yerli yapılan birçok projesine örneğin İHA’ya, MELTEM vb. projesine, Atak helikopterine parçalar da ürettik ama bu alanı bırakıyoruz. O tarihte böyle bir yol çizmek istemiştik ama stratejik olarak bize biçilen rol artık bu: tüfek ve tabanca üretimi. Hafif silah sektöründe 25-35 milimetre toplara kadar üretim yapan firma ortakları olmak, bizim rolümüz bu. Bu arada şunu da belirteyim, biz havacılıkta 400’e yakın çeşitli parça ürettik ve halen bir kısmını üretmeye devam ediyoruz.

Tarık KÜÇÜK: Sarsılmaz’ın yurt dışı kullanıcıları ve yurt dışı ticaret hacminden biraz bahsedebilir misiniz?

Nuri KIZILTAN: Bu güzel sorunuz için teşekkür ederim. Birçok ülkenin hem emniyet teşkilatına hem de ordularına silahlar veriyoruz. Şu anda Pakistan ordusunun silahlarını yoğun bir şekilde karşılıyoruz. Pakistan ile bir projemiz var, B6 model tabancamızı orada üretmek konusunda. 60.000 üzerinde bir sipariş vardı, şu anda 11.000 daha hazırlıyoruz. Bu ay yarısını, eylül ayında da diğer yarısını teslim edeceğiz. Bu arada biz TURQUALİTY programı içerisindeyiz ve hedef pazarımız Amerika. Amerika çok büyük bir pazar… Amerika’da yıllarca distribütörlerle çalıştık ve bu işin böyle olamayacağını gördük. 2018’in sonunda kendi şirketimizi kurduk ve çok aktif olarak Amerika’ya ihracata başladık, şu anda 10.000’lerin üzerinde Amerika ihracatımız. Bu rakam giderek artacak, hedefimiz çok kısa süre içerisinde 20.000’lere çıkmak. Böylelikle toplam kapasiteyi de 30-35 binlere doğru itmek. Şu an belirttiğim gibi 25 bin civarında tabanca üretiyoruz ve burada ağırlık SAR-9 tipleri için geçerli.

Tarık KÜÇÜK: Aslında bu soruya verdiğiniz cevapla Sarsılmaz’ın vizyonunu çok güzel bir şekilde özetlemiş oldunuz. Görüyoruz ki Sarsılmaz sadece milli ve Türkiye sınırları içerisinde kalmış bir firma değil, dünya pazarını da domine etmek için çalışmalar gösteren büyük bir firma. Sarsılmaz’ın ürün yelpazesine baktığımızda çok geniş olduğunu görüyoruz. Yarı otomatik tabancalardan piyade tüfeklerine kadar ürün yelpazeniz var. Bize bunlar hakkında bilgi verebilir misiniz?

Nuri KIZILTAN: Aslında dünyada bu kadar geniş açıklıkta, yani spor tüfeklerinden araç üstü makineli tüfeklere hatta 20 mm toplara kadar üreten ve tasarlayan başka bir firma yok. Dünyada yalnızca tabanca-askeri tüfekler veya tabanca-av tüfekleri olarak üretim yapanlar var. Tabi bu kadar geniş yelpaze de çok yoruyor bizi, kolay değil bunların tedarik zincirini oluşturmak ve irili ufaklı birçok parçasını üretmek. Dolayısıyla bu çok hengâmeli ve yoğun bir tempo gerektiriyor ama güçlü bir ekibimiz var. Kendi adıma söyleyeyim, ben 12 yıldır buradayım ama 35 yıldır burada çalışan arkadaşlar var. Müdür arkadaşlarımız içinde 20 yılı aşkındır burada çalışanlar var, tabi doğal olarak organizasyon büyüyor. 2013’te 200 kişiydik ve üretim adedimiz bunun çok altındaydı. Eskiden bir müdürlük altında çalışmalar yapılırken artık birçok müdürlükle yapılar bağımsız birer organ haline geliyor. Bu da işlerin yapılabilirliği açısından daha hızlı olmasını sağlıyor ama tabi bu pandemi sürecince hem yurt içi hem yurt dışı tedarik zincirlerimizde önemli sıkıntılar yaşadık. Birçok firma kapanmak zorunda kaldı ama biz asla kapanmadık. Şirketimiz hemen önlemleri aldı, eldivenli ve maskeli çalışma zorunluluğu gibi uygulamalar getirdi.

Tarık KÜÇÜK: Yerli pazardaki domine gücünüz, özgün yerli tabanca, SAR-9 ve MPT-76 hakkında bilgiler verebilir misiniz?

Nuri KIZILTAN: MPT-76 için bir parantez açmak istiyorum. Biliyorsunuz o, Savunma Sanayii Başkanlığının bir projesi. Biz kendimiz özgün olarak SAR-223 ve SAR-109’u yaptık. SAR-109, 9 milimetrelik bir makineli tabanca. Meskûn mahalde çok etkin olarak kullanılabilen, özellikle Jandarma ve EGM tarafından kullanılan bir üründür. Yine 5.56 SAR-223 de Kara Kuvvetleri, Deniz Kuvvetleri, EGM ve Jandarmanın kullandığı bir ürün. Askeri tüfeklerde bu iki ürün, bizim kendi özgün ürünümüzdür. Bunun üzerine Savunma Sanayii Başkanlığı bize MPT-76’dan da bir pay aktardı. Tabi biz birtakım özgün çalışmalar, iyileştirme ve geliştirme çalışmaları da yaptık. Örneğin malzeme konusunda, ve bunları mühendislik değişikliği olarak da SSB’ye sunduk. Çünkü üzerinde fazlaca ithal malzeme vardı, eğer yerli ve milli yapacaksak mümkün olduğunda yerli malzeme kullanmamız gerekiyor. O zaman tam anlamıyla yerli ve milli olmaktan söz edebiliriz. Nitekim bu gelişmeler ışığında çok iyi geri dönüşler aldık. Biz de testleri başarıyla tamamladık ve ilk 12 binlik talebin 10 bin adedini teslim ettik. Şimdi küçük bir 2500 adetlik parti daha yolda, gelecek. Ama esas bizim ağırlığımız şu anda 5.56’da ve yoğun bir şekilde üretip teslimat yapıyoruz. SAR-223 modelinden ayda 4 bin civarı üretim yapıyoruz, SAR-109’un da teslimatlarını yoğun şekilde yaparak bitirdik son 3 bin adet kaldı.

Gelelim özgün yerli tabanca projesine… O bizim için çok güzeldi. Projenin gelişiminden bahsedeyim kısaca. Savunma Sanayii Başkanlığı, öyle bir ürün yapalım ki dünya pazarlarında mücadele edebilecek bir ürün olsun ve bizim polisimiz, ordumuz, jandarmamız kullansın isteği ile başladı akabinde malum markalar gibi dünya pazarında satalım istenildi. Bu firmaların hepsi kendi projesini hazırladı, biz de dünyadaki bütün ünlü tabancalardan 7 model seçip ikişer tane getirttirdik. Bunların hepsinin birer tanesini kesip biçtik. Ne yapmışlar, ne etmişler inceledik. Birer taneleriyle de atışlarını, dağılımlarını, sıcak-soğuk testlerini yaptık. Bunlar neticesinde de birtakım kararlara vardık. Tabi 1996’dan bu yana bir bilgi birikimi de var. Dolayısıyla biz, bu tabancaların güzel taraflarını toparlayıp kendi bilgi ve değerlerimizi de katarak bir ürün ortaya çıkardık ve büyük bir başarıyla milli tabancayı bitirdik. Biz bu kapsamda şu ana kadar 180 binin üzerinde bir sipariş aldık. Bunun 30 bin kadarı kaldı, gerisini teslim ettik.

Zor ve uzun bir yoldu özgün yerli tabanca. Seçilen malzemelerde, uygulanan ısıl işlemde ve uygulanan kaplamalarda dünyada daha evvel kullanılanları da var, ilk defa bizim kullandıklarımız da oldu. Onlar bizim “know-how” ımız oldu. Şimdi biz onun SAR-9 olarak METE’den sonra alt versiyonlarını çıkardık. Kompakt’ı çıkardık, Sport’u çıkartıyoruz, Subcompact yapıyoruz. Böyle böyle modeller şekillenerek devam edecek.

Tarık KÜÇÜK: Sarsılmaz’ın 7.62’lik SAR-240 ve 12.7’lik SAR-127 makineli tüfek projeleri var. Kolluk kuvvetlerimizin kullanımındaki makineli tüfeklerin tamamının ithal olduğunu düşününce bu konuda bariz bir ihtiyaç olduğu ortada. Bu sebeple Sarsılmaz’ın bu konudaki çalışmalarını sektörle ilgili herkes merakla bekliyor. Bize makineli tüfek projelerinizin ne durumda olduğunu ve ileriki sürecini anlatırsanız çok mutlu oluruz.

Nuri KIZILTAN: Bunlar SSB tarafından belirlenmiş projelerdi. Önce 7.62 için örnek silahlar geldi. Bu silahlarla yapılan testler standart kabul edildi. Bu standartlara göre biz kendi testlerimizi yaptık. Hem tersine mühendislik, hem de tabiki iyileştirmeler yaptık. Özellikle malzemede talaşlı imalat konusunda geliştirmeler yapıldı. Birebir hiçbir zaman almadık, çünkü SSB tarafından verilen iş bir yandan da geliştirme. Şu anda 7.62 PMT’nin testlerine pandemi nedeniyle ara verildi ve 15 Haziran’da tekrar başlıyor, ay sonunda bitecek ve kalifiye olacak. Şu anda üretime devam ediyoruz çünkü biz testlerimizi tamamladık, üründe hiçbir problemimiz olmadığını biliyoruz. Biz hazırlığımızı erkenden yapıyoruz çünkü biliyoruz ki Türkiye’de zırhlı araç üreticileri bu silahı bekliyor. Zamanında yabancılar bir parçasını bile vermediler, böylelikle o açık tamamen kapanmış olacak.

İkinci ürün 12.7’lik uçaksavar. Bu tabi çok özellikli bir ürün, İlk 1920’lerde yapılmış ama sürekli hem malzemesel hem de yapısal olarak önemli ömür artırıcı işler yapılmış. Biz son üretilen modeli yapmaya çalışıyoruz ve şu anda prototip aşamasındayız. Önümüzdeki ay büyük bir ihtimalle testlere başlayacağız. Yurt dışından getirtilen örneklerin standartlarını biliyoruz artık, o standarda göre ürünümüzün testleri yapılacak. En kısa sürede testleri tamamlayıp bu yıl içerisinde 12.7’likten de teslimat yapmayı planlıyoruz. Aynı şekilde bu ürün için de araçlar bekliyor. ASELSAN da ürünümüzü bekleyen firmalardan, şu anda çok yoğun olarak bir beklenti var ki biz de çok mutluyuz bu durumdan. Bir yol düşünün ki spor tüfeğinden buralara geliyorsunuz, bu hepimize heyecan veriyor. 12.7 atışı yapıldığı zaman öyle bir ses çıkıyor ki insanın içi titriyor. Düşmana korku salacak ürünleri yapıyoruz, hiç kimsenin merakı olmasın. Hatta şunu da ilave edeyim, yurt dışından bazı dost ülkeler de bu silahı bekliyor. Şu anda pazar hazır ama önce kendimiz tabiki.

Söz konusu röportajı izlemek için:

Röportajın ikinci bölümü yazılı ve görsel halde yakın zamanda yayınlanacaktır.

Yazar Hakkında

Vahit TURHAN

Vahit TURHAN

Turkish Defence Agency kurucusu, İstanbul Üniversitesi mezunu. Türkiye'nin en büyük savunma sanayi firmalarıyla iletişim halinde. Biomedhair isimli saç ekim firmasına sahip.

Yorum Ekle

Yorum yazmak için tıklayın




2020 Etkinlik Takvimi

Twitter