İsrail merkezli Jerusalem Post, Suriye topraklarına kurulan yeni radar altyapısının İsrail Hava Kuvvetleri’nin (IAF) bölgedeki hareket özgürlüğü üzerindeki etkilerini mercek altına aldı. Analize göre, radarların etkinliği büyük ölçüde Türk radar sistemlerinin tespit ve izleme kapasitesiyle bağlantılı olarak değerlendiriliyor.
Türk Radar Ağı Etkisi
Analizde öne çıkan unsurlardan biri, Türk Hava Kuvvetleri’ne ait radar ağının coğrafi konumu ve kapsama alanı. Buna göre, Türkiye’nin sahip olduğu radar altyapısı, İsrail uçaklarının Suriye hava sahasındaki faaliyetlerini daha erken ve daha net biçimde tespit edebilir hale gelmiş durumda.
Kurulan radarların yalnızca Suriye’nin ulusal hava savunma ihtiyaçlarına hizmet etmediği, aynı zamanda bölgesel hava resmi (Recognized Air Picture) oluşturabilecek kapasiteye sahip olduğu belirtiliyor. Bu durum, Türkiye–Suriye hattındaki hava trafiğinin de eş zamanlı olarak izlenebilmesini mümkün kılıyor.
İsrail’in Operasyonel Serbestisi Daralıyor
Jerusalem Post analizine göre söz konusu radar altyapısı, İsrail’in Suriye hava sahasında uzun süredir sürdürdüğü düşük görünürlük, sürpriz ve hızlı taarruz temelli operasyon konseptini zorlaştırıyor. Radar kapsamasının artması, İsrail uçaklarının erken teşhis edilme riskini yükseltiyor.
Bu gelişme, İsrail açısından hareket özgürlüğünün daralması anlamına gelirken, bölgedeki hava üstünlüğü dengesini de daha karmaşık hale getiriyor.
İran’a Uzanan Hava Hattı Baskı Altında
Analizde dikkat çekilen bir diğer kritik unsur ise İsrail’in İran’a yönelik potansiyel hava operasyonlarıyla ilgili. İsrail Hava Kuvvetleri’nin İran’a uzanan doğrudan uçuş hatlarının, geçmişte Suriye hava sahası üzerinden planlandığı hatırlatılıyor.
Yeni radar sistemlerinin devreye girmesiyle birlikte:
- Gizlilik ve sürpriz unsuru azalıyor,
- Uçuş rotalarının daha erken tespit edilme riski artıyor,
- Hava saldırı planlaması daha karmaşık ve riskli hale geliyor.
Jerusalem Post’a göre bu durum, radarların yalnızca Suriye’deki taktik hava faaliyetlerini değil, İsrail’in derin stratejik erişim kabiliyetini de doğrudan etkilediğini ortaya koyuyor.



