ABD ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) arasında, geçtiğimiz hafta Paphos (Baf) Hava Üssü’nün genişletilmesine yönelik çok sayıda resmî toplantı gerçekleştirildi. Görüşmeler, üssün mevcut kapasitesinin ötesine geçirilerek Doğu Akdeniz’de ABD Hava Kuvvetleri’nin ana operasyon merkezlerinden biri haline getirilmesinin hedeflendiğini gösteriyor.
Stratejik konumu itibarıyla Paphos Hava Üssü;
- İsrail – Gazze – Lübnan – Suriye hattı,
- Doğu Akdeniz enerji sahaları,
- Türkiye’nin güney kıyıları,
- Rusya’nın Tartus ve Hmeymim üsleri
arasında kritik bir noktada yer alıyor. Bu konum, üssü bölgesel hava operasyonları için yüksek değerli bir ileri harekât noktası haline getiriyor.
ABD’nin Planladığı Konuşlanma Kapasitesi
Yapılması planlanan genişletme çalışmalarıyla birlikte Paphos Üssü’nde şu platformların konuşlandırılabileceği bir altyapı oluşturulması hedefleniyor:
- F-35 beşinci nesil savaş uçakları,
- MQ-9 Reaper silahlı İHA’lar,
- AWACS erken ihbar ve kontrol uçakları,
- Havadan yakıt ikmal (tanker) uçakları,
- Elektronik harp ve ISR (istihbarat, gözetleme, keşif) platformları.
Bu kapasite, ABD’nin Doğu Akdeniz’de sürekli ve yüksek yoğunluklu hava operasyonları yürütebilmesine imkân tanıyacak bir yapı anlamına geliyor.
Türkiye Açısından Stratejik Risk
Söz konusu hamle, ABD’nin bölgesel askerî stratejisinde üç temel hedefle ilişkilendiriliyor:
- İncirlik Üssü’ne olan operasyonel bağımlılığı azaltmak,
- Türkiye’yi by-pass eden bir Doğu Akdeniz hava ve üs ağı oluşturmak,
- Yunanistan – GKRY – İsrail ekseninde yeni bir askerî mimari inşa etmek.
Özellikle Paphos Hava Üssü’nün, Ege’deki Dedeağaç (Alexandroupoli) Üssü ile birlikte değerlendirilmesi, Türkiye açısından batıdan ve güneyden çevrelenme algısını güçlendiren bir gelişme olarak öne çıkıyor.
Bu çerçevede Paphos’un genişletilmesi, yalnızca Kıbrıs özelinde değil, Doğu Akdeniz ve Ege güvenlik dengeleri açısından da yakından izlenen bir adım olarak değerlendiriliyor.



