Amerika Birleşik Devletleri, İran’a karşı başlatılan ortak ABD-İsrail operasyonu “Epic Fury”nin ilk saatlerinde kritik bir savunma başarısına imza attı. Kuzey Amerika Hava Savunma Komutanlığı (NORAD) ve ABD Kuzey Komutanlığı (USNORTHCOM) Komutanı General Gregory Guillot’nun açıklamalarına göre, stratejik öneme sahip bir ABD tesisine yönelik insansız hava aracı (İHA) tehdidi başarılı bir şekilde bertaraf edildi. Bu olay, ABD’nin gelişmiş karşı-İHA (C-UAS) yeteneklerinin etkinliğini ve askeri altyapısının güvenliğini sağlama konusundaki kararlılığını bir kez daha gözler önüne serdi. General Guillot, Senato Silahlı Hizmetler Komitesi’ne yaptığı yazılı bildirimde, geçen ay gerçekleşen bu müdahalenin detaylarını paylaştı ve “Epic Fury Operasyonu”nun başlangıcından hemen sonra devreye alınan bir ‘Fly-Away Kit’ (FAK) sisteminin, ABD tesisleri üzerinde faaliyet gösteren küçük İHA’ları (sUAS) başarıyla tespit edip etkisiz hale getirdiğini belirtti.
Karşı-İHA Kitinin Rolü ve Teknolojik Özellikleri
Söz konusu İHA tehdidini bertaraf eden sistem, özellikle Anduril tarafından üretilen ve ABD askeri tesislerindeki drone ihlallerini tespit etmek, izlemek, tanımlamak ve engellemek için tasarlanmış taşınabilir ‘Fly-Away Kit’ (FAK) oldu. USNORTHCOM’un daha önce yaptığı açıklamalara göre, 11 askerden oluşan özel bir ekip tarafından kullanılan bu kit, geçen Kasım ayında hızlı bir karşı-drone müdahale gücü olarak operasyonel hale gelmişti. FAK, gelişmiş sensör dizileriyle donatılmış durumda. Bu sensörler arasında Anduril’in 360 derecelik hareket sensörüne sahip yapay zeka destekli kızılötesi sistemi Wisp, termal optikler ve radar kullanan Heimdal mobil sensör römorku ile yapay zeka destekli elektromanyetik savaş platformu Pulsar yer alıyor. Tehditlerin fiziksel olarak etkisiz hale getirilmesi için ise kendi kendine yönlenen bir drone önleyici olan Anvil kullanılıyor; bu sistem, droneları havada çarparak düşürebilme yeteneğine sahip.
Drone İhlallerinde Artış ve Gelecek Stratejileri
Olayın detayları hakkında spesifik bir konum veya olayın niteliği hakkında bilgi verilmese de, Savunma Bakanlığı’nın önde gelen karşı-drone görev gücü olan Ortak Kurumlar Arası Görev Gücü 401 (JIATF-401), durumu yakından izlemeye devam ettiklerini bildirdi. General Guillot, Perşembe günkü komite duruşmasında Missouri Senatörü Eric Schmitt’in sorularını yanıtlarken, son bir yıl içinde askeri tesisler üzerindeki drone izinsiz girişlerinde bir artış yaşandığını da dile getirdi. Bu artışın kısmen, geçmişe göre daha fazla tespit yeteneği ve geliştirilmiş savunma kapasitesi sayesinde olabileceğini vurgulayan Guillot, bir yıl önce tespit edilen neredeyse hiçbir drone’un etkisiz hale getirilemezken, şimdi tespit edilenlerin yaklaşık dörtte birinin engellenebildiğini belirtti. USNORTHCOM, baharın sonlarına doğru bu kitlerden daha fazlasını almayı planlıyor, bu da ülkenin savunma altyapısını güçlendirme çabalarının devam ettiğini gösteriyor.
Sıfır Tolerans Politikası ve Yaptırımlar
General Guillot, denizaltı siloları, uçak üsleri ve diğer kilit konumların küçük insansız hava aracı sistemlerinin (sUAS) potansiyel tehditlerine karşı yeterli korumaya sahip olmasını sağlamak için ABD Stratejik Komutanlığı ile yakın bir şekilde çalıştığını da ekledi. Bu tür tehditlere karşı caydırıcılık oluşturmak amacıyla, Savunma Bakanlığı, Federal Havacılık İdaresi (FAA) ve diğer federal kurumlarla birlikte, kısıtlı hava sahasında izinsiz drone uçuşlarına karşı sıfır tolerans politikası açıkladı. Bu politika, 100.000 doları aşan para cezaları, cezai kovuşturmalar ve hapis cezaları dahil olmak üzere ciddi yaptırımları öngörüyor. Bu durum, stratejik tesisler çevresindeki hava sahası güvenliğine verilen önemin altını çiziyor ve izinsiz drone faaliyetlerine karşı kararlı bir duruş sergiliyor.



